Tarih
Osmaniye ve çevresi, Hitit sonrası dönemde önemli bir yerleşim olan Karatepe-Aslantaş'a ev sahipliği yapar; burada bulunan çift dilli yazıtlar hiyeroglif Hitit dilinin çözülmesinde kilit rol oynamıştır.
Osmanlı döneminde göçebe Türkmen aşiretlerinin yerleştirilmesiyle kurulan şehir, adını bu dönemden alır.
1996'da ayrı bir il olan Osmaniye, cumhuriyet döneminde tarım ve sanayiyle gelişen genç bir şehir olarak öne çıkıyor.
Gezilecek Yerler
Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, aslan heykelleri ve hiyeroglif yazıtlarıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndedir. Kastabala Antik Kenti, sütunlu caddesiyle etkileyici bir Roma dönemi kentidir.
Osmaniye Kalesi ve çevresindeki tarihi doku, şehrin eski merkezini oluşturur. Zorkun Yaylası, serin havası ve doğal güzellikleriyle yaz aylarında ziyaretçi çeker.
Osmaniye Müzesi, bölgeden çıkarılan Hitit ve Roma dönemi eserleri sergiler. Nur Dağları'ndaki yürüyüş rotaları, doğa severler için uygun alanlardır.
Yemekler
Osmaniye usulü künefe ve katmer, bölge tatlıları arasında öne çıkar. Analı kızlı çorbası, mercimek ve bulgur köfteleriyle hazırlanır.
Yağlama ve etli ekmek, yöresel kahvaltı ve ana yemek sofralarında sıkça bulunur. Nar ekşisi, bölge mutfağının aranan bir ürünüdür.
Zeytin ve zeytinyağı, Nur Dağları eteklerindeki bahçelerden elde edilir. Yerel baharatlar, yemeklere karakteristik bir tat katar.
Sanayi & Madencilik
Osmaniye, Türkiye'nin önemli çimento üretim merkezlerinden biridir; ayrıca demir-çelik sanayisi de şehir ekonomisinde büyük yer tutar.
Tarımda mısır, narenciye ve zeytin üretimi yaygındır. Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi, gıda ve tekstil üretiminin merkezidir.
Nur Dağları'ndaki ormanlık alanlar, kereste ve orman ürünleri üretimine katkı sağlar.
Sosyokültürel Yapı
Osmaniye, Nur Dağları eteğinde tarım ve hayvancılığa dayalı, göçebe Türkmen kökenli aşiret kültürünün izlerini taşıyan genç bir ildir.
Şehir merkezindeki çarşı günlük ihtiyaçlar için, Zorkun Yaylası ise yaz aylarında serinlemek için tercih edilir.
Bilgin Olsun
Karatepe'de bulunan Fenike-Hitit çift dilli yazıtlar, hiyeroglif Hitit dilinin okunmasını sağlayan en önemli anahtarlardan biri oldu.