TürkiyeRehberi

Tarih

Şehrin hikâyesi 2600 yıldan uzun sürer. Efsaneye göre şehri MÖ 660 civarında Megaralı Yunan kolonicisi Byzas kurmuş ve kendi adını vererek Bizantion demiştir. Roma İmparatoru Konstantin şehri yeniden inşa edip başkent yaptığında ise adı Konstantinopolis oldu.

Bin yılı aşkın süre Bizans İmparatorluğu'na başkentlik yaptıktan sonra 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti oldu. Üç büyük imparatorluğa ev sahipliği yapan İstanbul, bugün de Türkiye'nin kalbi olmaya devam ediyor.

Kara Surları gibi Bizans döneminden kalan devasa savunma duvarları, o dönemde şehri neredeyse fethedilemez kılmıştı; 1453'te ancak Fatih Sultan Mehmet'in getirttiği dev toplarla aşılabildi ve bu olay ortaçağ savaş tarihinin dönüm noktalarından biri sayılır.

Gezilecek Yerler

Ayasofya, önce kilise sonra cami olarak kullanılan devasa bir yapıdır; içindeki mozaikler görülmeye değer. Topkapı Sarayı'nda Osmanlı padişahlarının yaşadığı odaları ve hazine dairesini gezebilirsiniz.

Sultanahmet Camii'nin altı minaresi şehrin simgelerinden biridir. Kapalıçarşı'da alışveriş yapabilir, Galata Kulesi'nden manzarayı izleyebilir, bir Boğaz turuyla Avrupa'dan Asya'ya geçebilirsiniz.

Yerebatan Sarnıcı, Bizans döneminden kalma yüzlerce sütunlu, yer altındaki devasa bir su deposudur. Boğaz'ın Avrupa yakasındaki Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı'nın son döneminde Batı tarzında inşa edilmiş görkemli bir saraydır. Vapurla ulaşılan Büyükada'da ise araba yerine faytonlar ve bisikletler kullanılır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, dünyanın en zengin antik eser koleksiyonlarından birini barındırır. Boğaz kıyısındaki Rumeli Hisarı, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmeden önce inşa ettirdiği stratejik bir kaledir.

Mısır Çarşısı, Osmanlı döneminden kalma baharat ve lezzet kokulu bir başka tarihi çarşıdır. Sultanahmet'teki Soğukçeşme Sokağı, restore edilmiş ahşap Osmanlı evleriyle nostaljik bir yürüyüş sunar. Boğaz'ın Anadolu yakasındaki Yoros Kalesi, Karadeniz'in ağzına bakan etkileyici bir Bizans kalesidir.

Yemekler

Sahilde yürürken bir tekneden taze balık ekmek yemek İstanbul'a özgü bir deneyimdir. Midye dolma ve midye tava sokak lezzetleri arasında öne çıkar.

İstanbul usulü kebap ve döner şehrin et yemekleri arasında sayılır. Tatlı olarak lokum, künefe ve baklava tercih edilir; sıcak simit ise en tanıdık kahvaltılıktır.

Kokoreç ve midye tava, gece hayatının vazgeçilmez sokak lezzetleri arasında sayılır. Boğaz kıyısındaki restoranlarda meze eşliğinde balık yemek, İstanbul'un en köklü sosyal geleneklerinden biridir.

Sanayi & Madencilik

İstanbul, Türkiye'nin en büyük finans ve ticaret merkezidir; bankaların ve büyük şirketlerin genel merkezleri burada bulunur. Tekstil, otomotiv yan sanayisi ve elektronik üretimi şehrin çevresinde yoğunlaşmıştır.

Boğaz ve çevresindeki limanlar, Türkiye'nin en yoğun deniz ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Şehirde büyük ölçekli madencilik yoktur; ekonomi daha çok hizmet, finans ve lojistik üzerine kuruludur.

Şehirdeki üniversiteler ve teknoloji şirketleri, İstanbul'u aynı zamanda Türkiye'nin yazılım ve girişimcilik merkezi hâline getirmiştir. Kâğıthane ve Maslak gibi bölgeler, uluslararası şirketlerin genel merkezlerine ev sahipliği yapar.

Sosyokültürel Yapı

İstanbul, Türkiye'nin en kozmopolit şehridir; farklı bölgelerden gelen milyonlarca insanı, çok sayıda dini ve etnik topluluğu bir arada barındırır. Boğaz'ın iki yakası arasında hem yaşam tarzı hem sosyoekonomik açıdan belirgin farklar görülür; hızlı şehir temposu ile mahalle kültürü iç içe yaşar.

Akşam yürüyüşü ve deniz manzarası için Boğaz sahili, Bebek ve Ortaköy tercih edilir; alışveriş için hem Kapalıçarşı'nın otantik dokusu hem Nişantaşı ve İstinye Park gibi modern semtler bir arada bulunur. Gençler Kadıköy ve Beyoğlu'nda, aileler ise sahil parklarında vakit geçirir.

Bilgin Olsun

Ayasofya'nın kubbesi, 1500 yıl önce inşa edildiğinde dünyanın en büyük kubbesiydi.