Tarih
Siirt, Asurlular ve Urartular döneminden itibaren yerleşim gören, Dicle Nehri havzasındaki köklü şehirlerden biridir. Bölge sırasıyla Pers, Roma, Part ve Bizans egemenliklerinden geçmiş, İslam fetihleriyle birlikte 7. yüzyılda Emevi topraklarına katılmıştır. Şehir, Ortaçağ'da farklı Türk ve Kürt beylikleri arasında el değiştirmiştir.
Selçuklular döneminde şehirde inşa edilen Ulu Camii, 1129 yılında Sultan Mugiziddin Mahmut tarafından yaptırılmıştır ve Selçuklu mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Osmanlı döneminde Siirt, bölgesel bir ticaret ve dini ilim merkezi olarak öne çıkmış, özellikle Tillo (Aydınlar) ilçesi çok sayıda âlim ve mutasavvıfın yetiştiği bir merkez haline gelmiştir. Şehir bu dönemde battaniye dokumacılığıyla da tanınmaya başlamıştır.
Cumhuriyet'in ilanının ardından 1940 yılında Türkiye'nin ilk petrolü Siirt'te bulunmuş ve bu keşif şehrin ekonomik tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısında bölge, tarımsal kalkınma ve göç hareketleriyle şekillenmiştir. Günümüzde Siirt, hem tarihi dokusunu koruyan hem de fıstık üretimiyle öne çıkan bir şehir olarak tanınmaktadır.
Gezilecek Yerler
Şehir merkezindeki Ulu Camii, 1129 yılında Selçuklu Sultanı tarafından yaptırılmış olup, özgün minberi bugün Ankara Etnografya Müzesi'nde sergilenmektedir. Caminin sade ama etkileyici Selçuklu mimarisi, ziyaretçilere şehrin en eski dini yapılarından birini gezme fırsatı sunar. Cami çevresindeki eski çarşı dokusu da tarihi atmosferi tamamlar.
"Erenler diyarı" olarak bilinen Tillo (Aydınlar) ilçesi, çok sayıda tarikat büyüğü ve âlimin türbesine ev sahipliği yapar; İbrahim Hakkı Hazretleri'nin türbesi ve müzesi burada ziyaret edilebilecek en önemli yerlerdendir. İlçenin dar sokakları ve tarihi evleri, manevi atmosferiyle birleşerek özgün bir gezi deneyimi sunar. Tillo, yüzyıllardır İslami ilimlerin öğretildiği bir merkez olma özelliğini korumuştur.
Şehir merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Kormas (Aydınlık) Kalesi, Bizanslılar tarafından yaklaşık bin yıl önce inşa edilmiş, yüksek bir tepe üzerinde konumlanan etkileyici bir Ortaçağ kalesidir. Kalede yer alan çok sayıda oda, hamam ve su sarnıcı kalıntısı, döneminin savunma mimarisini gözler önüne serer. Siirt Müzesi'nde ise bölgeden çıkarılan arkeolojik eserler ve etnografik parçalar bir arada sergilenmektedir.
Yemekler
Siirt'in en tanınmış yemeği, pirinç ve tavuk ya da etle hazırlanan, ince yufka ile kaplanarak fırınlanan perde pilavıdır; bu yemek konusunda Siirt ile komşu iller arasında sahiplenme tartışmaları yaşanır. Büryan kebabı da şehrin özgün lezzetlerinden biri olup, kuzu etinin taş fırınlarda uzun süre pişirilmesiyle hazırlanır. Her iki yemek de özel günlerde ve misafirlere ikram edilen değerli tatlar arasında sayılır.
Kaburga dolması ve keledoş gibi et ağırlıklı yemekler de Siirt mutfağının önemli bir parçasıdır. Şehre özgü kuru meyveli yemekler, bölgenin kurutulmuş meyve ve sebze geleneğini yansıtır. Yerel baharatların cömertçe kullanıldığı yemekler, Güneydoğu mutfağının karakteristik özelliklerini taşır.
Siirt fıstığı, hem çiğ olarak tüketilir hem de tatlılarda ve baklava gibi hamur işlerinde bolca kullanılır. Şehir aynı zamanda kaliteli battaniyeleriyle de tanınır; ancak gastronomi açısından fıstıklı tatlılar ve kavurmalar öne çıkar. Kahvaltı sofralarında da yöreye özgü otlu peynirler ve ev yapımı reçeller sıkça yer alır.
Sanayi & Madencilik
Siirt ekonomisinin belkemiğini tarım oluşturur; fıstık, badem ve ceviz gibi kuruyemişler ile bağcılık şehrin en önemli tarımsal faaliyetleridir. Siirt fıstığı üretiminde Türkiye'de Şanlıurfa ve Gaziantep'ten sonra üçüncü sırada yer alır ve bu ürün her yıl bölge ekonomisine ciddi bir katkı sağlar. Hayvancılık da kırsal kesimde önemli bir geçim kaynağıdır.
Şehir, tiftik ipliğinden dokunan geleneksel Siirt battaniyeleriyle tanınır; bu battaniyeler çok sayıda dokuma tezgâhında el emeğiyle üretilmeye devam etmektedir. Bu geleneksel dokumacılık, hem yerel istihdama hem de şehrin kültürel kimliğine katkı sağlamaktadır. Küçük ölçekli imalathaneler bu üretimi günümüzde de sürdürmektedir.
Siirt, 1940 yılında Türkiye'nin ilk petrolünün bulunduğu şehir olma özelliğiyle enerji tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bölgedeki petrol üretimi zaman içinde artarak ekonomiye katkı sağlamaya devam etmiştir. Madencilik ve enerji sektörü, tarımla birlikte şehrin ekonomik yapısının önemli bir parçasını oluşturur.
Sosyokültürel Yapı
Siirt, battaniye dokumacılığı ve fıstık üretimiyle tanınan, geleneksel ve dindar bir toplumsal yapıya sahip bir Güneydoğu Anadolu ilidir.
Şehir merkezindeki çarşıda battaniye ve fıstık almak Siirt'te tipik bir aktivitedir; büryan kebabı yemek de ziyaretçilerin öncelikli deneyimidir.
Bilgin Olsun
Türkiye'nin ilk petrolü, 1940 yılında Siirt'te bulunmuştur; bu keşif ülkenin petrol arama tarihinin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir.