TürkiyeRehberi

Tarih

Ağrı ve çevresi, Urartular döneminden itibaren yerleşim gören, Ağrı Dağı'nın büyük coğrafi önemi nedeniyle tarih boyunca farklı halkların dikkatini çekmiş bir bölgedir. Bölge sırasıyla Pers, Roma, Part ve Bizans egemenliklerinin ardından Selçuklu akınlarıyla Türk yerleşimine açılmıştır. Ağrı Dağı'nın Nuh Tufanı efsanesiyle özdeşleşmesi, bölgeyi antik çağlardan beri dini ve mitolojik açıdan önemli kılmıştır.

Osmanlı döneminde bölge, İran sınırına yakınlığı nedeniyle stratejik bir öneme sahip olmuş ve çeşitli Kürt beylikleri tarafından yönetilmiştir. 18. yüzyılda Çıldır Paşalığı'na bağlı Çolak Abdi Paşa ve oğlu İshak Paşa tarafından inşa edilen İshak Paşa Sarayı, dönemin mimari zenginliğini gösteren en önemli eserdir. Doğubayazıt, Osmanlı-İran ticaret yolu üzerindeki konumuyla bölgesel bir merkez haline gelmiştir.

Cumhuriyet döneminde eski adı Karaköse olan şehir merkezi, 1946 yılında Ağrı adını almıştır. İl, Doğu Anadolu'nun hayvancılığa dayalı ekonomik yapısını uzun süre korumuş, göç ve tarımsal dönüşümle şekillenmiştir. Günümüzde Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı sayesinde artan turizm, şehrin tanınırlığını giderek artırmaktadır.

Gezilecek Yerler

İshak Paşa Sarayı, Doğubayazıt'ın birkaç kilometre güneydoğusunda, ovaya hâkim bir tepe üzerinde yükselen, Osmanlı, Selçuklu ve İran mimari unsurlarını bir araya getiren görkemli bir yapıdır. İstanbul'daki Topkapı Sarayı'ndan sonra Türkiye'nin en büyük saray yapılarından biri olarak kabul edilir ve UNESCO Dünya Mirası geçici listesindedir. Taş işçiliğindeki incelik ve sarayın konumundan görülen manzara, ziyaretçilerde kalıcı bir etki bırakır.

Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı, dağcılık ve doğa turizmi açısından ülkenin en önemli noktalarından biridir; zirveye tırmanış yapmak isteyenler dünyanın dört bir yanından buraya gelir. Dağın güney eteklerinde, Nuh'un Gemisi'ne benzeyen doğal bir oluşum olan "Nuh'un Gemisi" milli anıtı da büyük ilgi görür. Bölgedeki Diyadin Kanyonu ve Balık Gölü de doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık için tercih edilen yerlerdir.

Doğubayazıt ilçesindeki Ahmed-i Hani Türbesi, bölgenin önemli düşünürlerinden birine ait olup manevi bir ziyaret noktasıdır. İlçedeki eski Doğubayazıt Kalesi de tarihi dokuyu tamamlayan bir başka yapıdır. Şehir merkezindeki Ağrı Müzesi'nde ise bölgeden çıkarılan arkeolojik ve etnografik eserler sergilenmektedir.

Yemekler

Ağrı mutfağında sac kavurma anlamına gelen selekeli, etin sacda kavrulmasıyla hazırlanan, bölgeye özgü lezzetli bir yemektir. Goşteberg olarak bilinen çoban buğulaması da et ve sebzenin bir arada pişirilmesiyle yapılan geleneksel tariflerden biridir. Sahan kebabı ve dağ kebabı gibi et yemekleri de Ağrı sofralarında sık karşılaşılan tatlardır.

Tırşok ve zeğme gibi yöresel çorbalar, bölgenin sert iklimine uygun olarak doyurucu ve sıcak tutan yemekler arasında yer alır. Bozbaş, et ve nohutla hazırlanan bir tür piti olarak şehrin geleneksel yemeklerinden biridir. Şırdan kebabı da özellikle kış aylarında tercih edilen, bölgeye özgü bir başka lezzettir.

Kuru meyveli keledoş, kurutulmuş meyvelerin etle birlikte pişirilmesiyle hazırlanan ilginç bir tariftir. Tatlılar arasında zülbiya öne çıkar ve özel günlerde sofralara konur. Hayvancılığın yoğun olduğu bölgede süt ve süt ürünleri de günlük beslenmenin önemli bir parçasını oluşturur.

Sanayi & Madencilik

Ağrı ekonomisinin temelini, Doğu Anadolu'nun genelinde olduğu gibi hayvancılık oluşturur; büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği kırsal nüfusun başlıca geçim kaynağıdır. Yaylacılık geleneği, halkın yaz aylarında hayvanlarını yüksek meralara çıkararak sürdürdüğü önemli bir yaşam biçimidir. Bal üretimi de bölgede giderek gelişen bir tarımsal faaliyettir.

Tarımda buğday, arpa ve şeker pancarı gibi soğuğa dayanıklı ürünler öne çıkar; ancak sert iklim koşulları tarımsal çeşitliliği sınırlamaktadır. Diyadin ve çevresindeki topraklarda sınırlı ölçekte sebze ve meyve yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Sulama imkânlarının artırılması, bölge tarımının geliştirilmesi için öncelikli hedefler arasında yer almaktadır.

Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı çevresinde gelişen turizm, son yıllarda ilin ekonomisine katkı sağlayan önemli bir sektör haline gelmiştir. Küçük ölçekli imalat ve ticaret, il merkezinde istihdamın önemli bir bölümünü oluşturur. Sınıra yakınlığı nedeniyle bölgesel ticaret de yerel ekonomide belirli bir rol oynamaktadır.

Sosyokültürel Yapı

Ağrı, Türkiye'nin en yüksek dağına (Ağrı Dağı/Ararat) ev sahipliği yapan, hayvancılık ve göçebe kültürünün izlerini taşıyan bir Doğu Anadolu ilidir.

Ağrı Dağı'na tırmanış yapmak dağcılar için önemli bir hedeftir; şehir merkezi ise günlük yaşam için kullanılır.

Bilgin Olsun

Ağrı Dağı, 5.137 metrelik zirvesiyle Türkiye'nin en yüksek noktasıdır ve dağın eteklerinde bulunan doğal oluşum, şeklinin Nuh'un Gemisi'ne benzemesi nedeniyle 1955 yılında "doğal anıt" statüsüne alınmıştır.